GİRDAP

Gözlerini yorgun açtığı güne, pencereden kafasını uzatıp
ucu bucağı olmayan araziye baktı. Havanın güneşli olması sevindirmişti aslında, birkaç gündür gökyüzü karası ruhunu emmişti. Elbette ki ruhunu emen tek şeyin kara bulutlar olmadığını biliyor ve içsel yolculuğunu tamamlayamamış, kafasındaki soru işaretlerini cevaplayamamış, bunlarla birlikte kaygı düzeyini arttırmıştı. Bütün gece kıvrandığı yatağına baktı yorgun gözleriyle. Uykusuz hissediyordu, tekrar uyursam belki kendime gelirim dediği anda kendini yatağında buldu. Kadın bir süre tavana bakarak dalmıştı uzaklara…
Goethe’nin sözü geliyor aklına “Dünya
hassas kalpler için cehennem gibidir.” Ne muntazam bir söz, hayatla
buluşan.Hassas kalbiyle
değil de, gerçekten akıl gözüyle değerlendirip yaşaması gerektiğini türlü
badirelerle, türlü kalp kırıklıklarıyla öğrenmeseydi keşke. Şu ana kadar her
şeyi tecrübe gözüyle değerlendirip, her şeyi yaşayarak öğrenmeyi seçti hep. Bu
yüzden kimseye kulak asmayan kadın, inatçılığıyla doğruları ayırt edemez hale
geldi. Ve şimdi baştan başlamak istediği hayata, unutamamanın sancısıyla kıvranıyordu
yatağında.


Yorumlar
Yorum Gönder